MBA Eğitim

8.Sınıf MEB Türkçe Kitabı Vatandaşlık Teması Haritada Bir Nokta Metni Cevapları

8.Sınıf MEB Türkçe Kitabı Vatandaşlık Teması Haritada Bir Nokta Metni Cevapları
OY KULLAN
Bu Paylaşımı Oyla!
[Toplam: 1 Ortalama: 5]

8.Sınıf MEB Türkçe Haritada Bir Nokta Metni Cevapları . 8.Sınıf MEB Türkçe Kitabı Vatandaşlık Teması Haritada Bir Nokta Metni Yanıtları. 8. Sınıf Türkçe MEB Ders Kitabı Cevapları sayfa 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262

8.Sınıf Türkçe MEB Yayınları Ders Kitabı Temaları

  1. TEMA ERDEMLER
  2. TEMA MİLLÎ MÜCADELE VE ATATÜRK
  3. TEMA BİLİM ve TEKNOLOJİ
  4. TEMA BİREY VE TOPLUM
  5. TEMA ZAMAN VE MEKÂN
  6. TEMA MİLLÎ KÜLTÜRÜMÜZ
  7. TEMA DOĞA ve EVREN
  8. TEMA VATANDAŞLIK

HARİTADA BİR NOKTA METNİ

Çocukluğumdan beri haritaya ne zaman baksam gözüm hemen bir ada arar; şehir, vilayet, havali isimlerinden hemen mavi sahile kayar… Robinson Crusoe’yi (Robinsın Kuruze) okumuşumdur herhâlde, unuttum gitti. Onun zoruyla mavi boyaların üstünde bir garip ada ismi okuyunca hülyaya daldığımı sanmıyorum. Romanlar yüzünden adaları sevdiğimi pek ummuyorum ama belki de o yüzdendir. Haritada ada görmeyeyim. İçimdeki dostluklar, sevgiler, bir karıncalanmadır başlayıverir. Hemen gözlerimin içine bakan bir köpek, hemen, az konuşan, hareketleri ağır, elleri çabuk, abalar giymiş bir balıkçı, yırtık bir muşamba kokusuyla beraber küpeşte tahtaları kararmış, boyası atmış ağır ve kaba bir sandal, sandalın peşini bırakmayan bir kuş, ağ, balık, pul, sahilde harikulade güzel çocuklar, namuslu kulübeler, kırlangıç ve dülger balığı haşlaması, kereviz kokusu, buğusu tüten kara bir tencere, ufukları dar sisli bir deniz…
(…)
Haritayı görünce bir nokta ada, ada görünce de hemen fırtınaları, rüzgârları, uğultuları, köpekbalıklarını, sonra birdenbire adanın namuslu insanlarını hatırlayıveririm. Haritada herhangi kargacık burgacık şekil almış adalara, karasevdalıya kurşun döken bir ihtiyar kocakarının aklı veya sezişleriyle dalar, bir şeyler bulup çıkarırım, daha çok şekilsiz, ancak bir nokta gibi gözüken adalar merakımı çeker.
(…)
Bugün deniz, yüz veren bir anne gibidir. Bu kadar etmemeli, bu kadar yüz vermemeli, bu kadar ışıklı, bu kadar sakin, bu kadar lastik çizme gibi pırıl pırıl olmamalı deniz. Bunun yarını var. Dalga, kırık cam parçaları gibi keskin ve soğuk vurduğu zaman olacak, o canavar su baştan girip kıçtan1
çıkacak.
İşte çocukluğumun ve ilk gençliğimin haritalarındaki adalar beni, sonunda bir gün özlediğim gibi bir adaya tesadüfen bırakıverdiler…
Şimdi namuslu insanların arasında başım önüme eğilmiş, gülmeden, eğlenmeden, müsamaha dolu, kötülüğü göz kırpışından anlayınca cesaretten canavar kesilecek bir insan hâliyle sessiz, sakin, ağzına vur lokmasını al bir hâlde balığa çıkacak, iyiliklere hasret duya duya ömrümün sonunu, burada kesik bir son nefesle bahtiyar bitirecektim.
Sonbahar uzun ve güzel geçti. Çardaklardaki yapraklar kırmızının en son hâline doğru ağır ağır kızara kızara, kırmızının renk oyunları içinde, düşmeden evvel ne kadar sallanıp durdular.
İnsanlara ağır ağır sokulmaya çalışıyordum. Babadan kalma ev, anamın sayesinde gürül gürül işliyordu. Bense orada kafamı kuma sokmuş devekuşu gibi oldum önce. Artık bütün günümü ve gecemi burada geçirecektim. Etrafımı çeviren insanların hepsini kendimden çok iyi, çok namuslu, hani demin söylediğim evine dönen “müsrif çocuk” ruhuyla seyrediyordum. Niyetim yazı yazmak bile değildi. Balığa çıkacaktım…
Camları buğulu bir kahvenin içinde elleri nasırlı, yüzleri güneş ve rüzgârla çizgili insanların arasında, bugünü de bir günah, daha doğrusu bir kötülük işlemeden bitirecektim.
Onların arasına seyirci sıfatıyla sessizce karışarak oldukça mesut yaşadım. Şehre bile inmiyordum. Her şey tahayyül ettiğim gibiydi. Yalnız pay meselesinde çirkin hadiseler geçtiğini işitiyor, onu da duymamazlığa geliyordum.
Bir sabahtı. Kayık, hülyalarımdaki gibi balıktan dönmüştü. Çevaleler vapura verilmişti. Şimdi ağları denize çarpa çarpa yıkıyorlardı.
Balıkhanede hiç tutmayan, fiyat bile verilmeyen on on beş dülger balığı kayığın küpeştesinde hâlâ canlı, ince, zar gibi kanatlarıyla titreşiyorlardı. Biraz sonra, işlerini bitirmiş olacaklar, hepsi orta parmaklarına birer dülger balığı takarak çekip gideceklerdi. Umduğum gibi dülger balığı çorbası çok evlerde tütecekti.
Kayığı temizleyenler sekiz kişiydi. Yedisi bizim adadandı. Sekizincisi zayıf, sarı, hastalıklı adamı hiç görmemiştim. Ne kadar dostça, ne kadar içten bir sevgi ile çalışıyordu.
Balığın bol çıkmaya başladığı duyulduğu zaman, dışarıdan da insanlar gelirdi. Dışarıdan ırıba katılanlar pay almazlardı. Irıp tayfası ile reis, gönüllerinden ne koparsa o kadar balık verirdi kendilerine.
O adam da bir dülger balığı alabilmek, bu balığı hak edebilmek için elinden geleni yapıyordu.
Nihayet iş bitti. İki büyük dülger balığını reis kıçaltına attı. Tayfalardan birine:
— Bunu bize götür sonra, dedi, ötekilerini pay yap.
Üçer tane alanlar oldu. Dışarıdan gelen bir tane versinler diye bekledi. Yüzünde tatlı bir gülümseme ve çalışmaktan doğabilmiş hafif bir kırmızılık vardı. Bu kırmızılık, pay dağıtan adamın elinde tek balık kalıncaya kadar adamın yanağında durdu. Sonra birdenbire uçtu. Yüzündeki gülümseme önce tehlikeli bir hâlde dondu. Sandım ki böyle, bütün ömrünce böyle donuk bir tebessümle kalıverecek adam. Etrafına bakındı. Gülümseme birdenbire yüzünde bir meyve gibi çürüyüverdi. Gözleri hayretle büyüdü. Son balığı kayıktaki adam rıhtıma fırlatmıştı. Adamın yüz ifadeleri nerede ise yine eski temiz, memnun hâlini, taze meyve hâlini alıverecekti. İki adım attı. Elini balığa doğru uzatmak üzere eğildi. Ama ötekilerden, başparmağına irisinden bir tane dülger balığı takmış birisi kocaman çizmeli ayağını dülger balığının sırtına bastı.
— Ne o? dedi, hemşerim. Dur bakalım. Dağdan gelip bağdakini kovmayalım.
Adam elini çekti. Bir şey söylemedi. Söyleyemezdi. Söyleyecek hâlde değildi. Rıhtım kahvesine doğru yürüdü. Dışarıdan kahve önündeki seyircilerden biri seslendi:
— Bırak yahu! O adam da çalıştı. Veriver bir tane, ne olur? Kalkmış nerelerden gelmiş işte.
— Ne yapalım gelmesinler.
Kayıktakilerden hiçbiri kalkıp da:
— Ayıptır yahu, ver adama, demedi.
Bir ikisi, en umduklarım konuşacak gibi oldular. Bekliyordum. Şimdi umduklarımdan birisi payınadüşen balıktan birini, en küçüğünü adama doğru fırlatacak diye bekledim. Reis kahvenin önünde kahvesini öttürüyor, kayığın asıl tayfasına keyifle bakıyordu.
Hadiseye karışan adam:
— Ayıptır yahu, dedi, ayıp!
Bu sefer konuşacaklarını hatta paylarına düşen balıklardan en küçüğünü fırlatacaklarını sandıklarımdan biri:
— Sen karışma bakalım babalık! Fazla söylenmeye başladın. Ayıp ne demek?..
— Babanızın malı mı bu deniz, sizin?
— Onun babasının malı mı?
— Değil ama gelmiş kayığınızda çalışmış bir kere.
— Kim gel de çalış demiş ona, gelmeseydi.
Balık verilmemiş adam, kahvenin bir iskemlesine çökmüştü. Kahveci başına dikilmişti. Kahveciye:
— Kalkacağız, kalkacağız, dedi.
Ayağa kalktı. Kendisi için laf işitmiş adama:
— Zararı yok hemşerim, dedi. Zararı yok. Vermesinler, istemez…
Gözüken vapura doğru yürüdü. Küçük adımlarla bir Şarlo gibi seğirterek uzaklaştı.
Söz vermiştim kendi kendime: Yazı bile yazmayacaktım. Yazı yazmak da bir hırstan başka ne idi? Burada namuslu insanlar arasında sakin, ölümü bekleyecektim; hırs, hiddet neme gerekti?
Yapamadım. Koştum tütüncüye, kalem kâğıt aldım. Oturdum. Ada’nın tenha yollarında gezerken canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak için cebimde taşıdığım çakımı çıkardım. Kalemi yonttum. Yonttuktan sonra tuttum öptüm. Yazmasam deli olacaktım.

8.Sınıf Türkçe MEB Ders Kitabı Cevapları Sayfa 252-262

Vatandaşlık Teması cevapları ve soruları, MEB Yayınları 8. sınıf Türkçe ders kitabı cevapları. 8.Sınıf MEB Türkçe Haritada Bir Nokta Metni Cevapları

HARİTADA BİR NOKTA METNİ CEVAPLARI

8.Sınıf MEB Türkçe Haritada Bir Nokta Metni Cevapları

8.Sınıf MEB Türkçe Ders Kitabı Cevapları Sayfa 252

HAZIRLIK ÇALIŞMALARI

1. Bildiğiniz balık türleri hangileridir?

Hamsi, sazan, çinekop, mezgit, balon balığı, kılıç balığı, köpek balığı, balina, yunus…

2. Çalışıp emek verdiğiniz bir işin karşılığını alamadığınızda ne hissedersiniz? Açıklayınız.

Çalışıp emeğimin karşılığını alamadığımda çok üzülürüm. Verdiğim emeğe pişman olurum. Bu benim çalışırken moralimi ve hevesimi azaltır.

8.Sınıf MEB Türkçe Ders Kitabı Cevapları Sayfa 256

1. ETKİNLİK

Anlamları verilen sözcükleri bularak numaralandırılmış yerlere yazınız.

CEVAP

1. Bir tür balık ağı, ığrıp. IRIP

2. Bir çeşit olta, çok iğneli olta. ÇAPARA

3. Hoşgörü. MÜSAMAHA

4. Tutumsuz. MÜSRİF

5. Hayalde canlandırma. TAHAYYÜL

6. Yünün dövülmesiyle yapılan kalın ve kaba kumaş. ABA

7. Gemide güverte hizasında ıskarmoz bağlarına tutturulan dikmelerin dış yüzlerine kaplanan kaplamaların oluşturduğu siper, borda kaplamalarının en üstü, güverteden yukarı kalan bölüm, korkuluk, parapet. KÜPEŞTE

8. Tatlı düş, hayal. HÜLYA

9. Yapay ve sentetik ham maddeden tek kat çekilmiş, değişik kalınlıkta iplik. MİSİNA

10. Yöre. HAVALİ

11. Balık sepeti. ÇEVALE

2. ETKİNLİK

“Haritada Bir Nokta” metninden hareketle aşağıdaki soruları yanıtlayınız.

1. Yazar adaları niçin seviyor olabilir?

Cevap: Okuduğu romanlardan veya denize olan ilgisinden dolayı seviyor olabilir.

2. Yazar adadaki yaşamını nasıl sürdürmek istiyor? Sizce bu kararı almasında neler etkili olmuştur?

Cevap: Kimseyle muhatap olmadan, sessiz ve sakin bir şekilde, günün çoğunluğunu balık avına çıkarak sürdürmek istiyor.

8.Sınıf MEB Türkçe Ders Kitabı Cevapları Sayfa 257

3. Dışarıdan ırıba katılanların hakkı nasıl verilmektedir?

Cevap: Gönülden kopan sayı kadar balık olarak verilmektedir.

4. Adaya dışarıdan gelen adama niçin balık vermiyorlar? Sizce bu doğru bir davranış mıdır?

Cevap: Yabancı olduğu için balık vermiyorlar. Bu doğru bir davranış değildir.

5. Kendisine pay verilmeyen adamın hakkını aramamasını doğru buluyor musunuz? Niçin?

Cevap: (örnek) Doğru bulmuyorum. Çünkü verilen emeğin karşılığı mutlaka verileli. Eğer karşımızdaki kişi bunun hakkını vermiyorsa bizim kendi akkımızı aramalıız.

6. Yazar, tanık olduğu haksızlık karşısında ne yapıyor?

Cevap: Hiçbir şey yapmıyor. Sadece olanları yazmakla yetiniyor.

3. ETKİNLİK

Okuduğunuz hikâyenin konusunu, ana fikrini, yardımcı fikirlerini bulunuz.

CEVAP

Konu: Haksızlık

Yardımcı Fikir: Her emeğin karşılığı mutlaka verilmelidir.

Yardımcı Fikir: Hak dağıtılırken adaletli olunmalıdır.

Yardımcı Fikir: Haksızlık karşısında susmak doğru değildir.

Yardımcı Fikir: Başkası için bir işe başlamadan önce o işin karşılığı için sözleşilmelidir.

Ana Fikir: Hakkını aramayan kişilerin haksızlıktan şikayet etme hakları yoktur.

8.Sınıf MEB Türkçe Ders Kitabı Cevapları Sayfa 258

4. ETKİNLİK

Metinde anlatım kimin ağzından yapılmıştır? Metinden aldığınız örneklerle açıklayınız.

CEVAP

Metinde anlatım birinci kişi ağzından yani yazarın kendisi tarafından yapılmıştır. Yazar olayların içindedir. “Bir ikisi, en umduklarım konuşacak gibi oldular. Bekliyordum. Şimdi umduklarımdan birisi payına düşen balıktan birini, en küçüğünü adama doğru fırlatacak diye bekledim.” gibi ifadelerle yazarın metnin içinde olduğunu, gördüklerini kendi ağzıyla anlattığını anlıyoruz.

5. ETKİNLİK

Yazarın “ırıba gelen kişiye pay verilmemesi” olayına bakış açısı nasıldır? Örneklerle açıklayınız.

CEVAP

Yazar burada bir haksızlık olduğunu ve bu haksızlığa müdahale edilmesi gerektiğini düşünmektedir. Kişiye hakkının verilmemesi doğru değildir. Herkes hakkettiğini almalı bunun için mücadele etmelidir.

6. ETKİNLİK

“Haritada Bir Nokta” metninden öyküleyici ve betimleyici anlatıma örnek gösteriniz.

CEVAP

Öyküleyici AnlatımBetimleyici Anlatım
Kayığı temizleyenler sekiz kişiydi. Yedisi bizim adadandı. Sekizincisi zayıf, sarı, hastalıklı adamı hiç görmemiştim. Ne kadar dostça, ne kadar içten bir sevgi ile çalışıyordu.Balığın bol çıkmaya başladığı duyulduğu zaman, dışarıdan da insanlar gelirdi. Dışarıdan ırıba katılanlar pay almazlardı. Irıp tayfası ile reis, gönüllerinden ne koparsa o kadar balık verirdi kendilerine.Hemen gözlerimin içine bakan bir köpek, hemen, az konuşan, hareketleri ağır, elleri çabuk, abalar giymiş bir balıkçı, yırtık bir muşamba kokusuyla beraber küpeşte tahtaları kararmış, boyası atmış ağır ve kaba bir sandal, sandalın peşini bırakmayan bir kuş, ağ, balık, pul, sahilde harikulade güzel çocuklar, namuslu kulübeler, kırlangıç ve dülger balığı haşlaması, kereviz kokusu, buğusu tüten kara bir tencere, ufukları dar sisli bir deniz…

8.Sınıf MEB Türkçe Ders Kitabı Cevapları Sayfa 259

7. ETKİNLİK

“Bir kişiye karşı yapılmış haksızlık, bütün insanlığa karşı yapılmış haksızlık demektir.” Emile ZOLA (Emil Zola) sözünden yola çıkarak haksızlık karşısında doğru tavır göstermenin önemini anlatan bir konuşma yapınız.

CEVAP

(örnek)

Sevgili arkadaşlar.

Haksızlık günümüzde çok karşılaştığımız bir sorundur. Sessiz ve kendi halinde insanlar haklarını arayamadıkları için kötü niyetli insanların haklarını yemelerine sebep olabiliyorlar.

Bazen hasta insanları işverenler fazla çalıştırıp çok az ücret vererek bunların hakkına girmiş olabiliyorlar veya turist insanlara bazı satıcılar ürünlerin fiyatını fazla söyleyip onlara haksızlık yapabiliyorlar bu tip insanlarla karşılaştığımızda sessiz kalmayıp haksızlığa uğrayan insanların hakkını aramalıyız. Bazen bir işe iki kişi başvurduğunda işveren torpil ile çalışanını seçebiliyor. Bu da büyük bir haksızlık örneğidir.

Biz insanlara karşı adaletli davranmalıyız ve hakkını aramayan insanların hakkını biz aramalıyız. Beni dinlediğiniz için hepinize teşekkür ederim.

8. ETKİNLİK

Aşağıdaki cümlelerde yapılan anlatım bozukluklarını bulunuz. Cümlelerin doğrularını örnekteki gibi verilen boşluğa yazınız.

CEVAP

1. Türkçe dersinde işaret ve belgisiz zamir konusunu işledik.
Türkçe dersinde işaret zamiri ve belgisiz zamir konusunu işledik.

2. Birçok insanlar bu konuda yanılıyorlar.
Çoğu insan bu konuda yanılıyor.

3. Bütün gece kedi ve köpek havlamasından uyuyamadık.
Bütün gece kedi miyavlamasından ve köpek havlamasından uyuyamadık.

4. Ben ve Barış dinlenmek için her yıl tatile gider.
Ben ve Barış dinlenmek için her yıl tatile gideriz.

5. Yarın size gelemem ama okulda bütün gün kursum var.
Yarın size gelemem çünkü okulda bütün gün kursum var.

6. Kitap, annesinden ayrılan bir çocuğun hayatla mücadelesi anlatılıyor.
Kitapta, annesinden ayrılan bir çocuğun hayatla mücadelesi anlatılıyor.

7. Biz gezmesini sevmeyen bir milletiz.
Biz gezmeyi sevmeyen bir milletiz.

8. Bahar gelince kuşlar ağaçlarda ötüyorlar.
Bahar gelince kuşlar ağaçlarda öterler.

9. Tuna ve Ülkü aşağı yukarı iki üç saattir yolda.
Tuna ve Ülkü, iki üç saattir yolda.

8.Sınıf MEB Türkçe Ders Kitabı Cevapları Sayfa 260

9. ETKİNLİK

a) Dünya Etik Haftası ve Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri ile ilgili afişi inceleyiniz.

8.Sınıf MEB Türkçe Ders Kitabı Cevapları Sayfa 261

b) Dünya Etik Haftası ile ilgili bir kompozisyon yarışmasına katılacağınızı düşünün. Afişten yola çıkarak bir yazı yazınız.

CEVAP

Bu etkinliği siz yapabilirsiniz.

8.SINIF MEB TÜRKÇE TÜM TEMALAR

8.SINIF MEB TÜRKÇE DERS KİTABI PDF

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

MBA - Model Bilimler Akademisi. Tüm hakları saklıdır. Link verilerek paylaşım yapılabilir.