MBA Eğitim

8.Sınıf MEB Türkçe Kitabı Doğa ve Evren Teması Gündüzünü Kaybeden Kuş Metni Cevapları

8.Sınıf MEB Türkçe Kitabı Doğa ve Evren Teması Gündüzünü Kaybeden Kuş Metni Cevapları
OY KULLAN
Bu Paylaşımı Oyla!
[Toplam: 1 Ortalama: 5]

8.Sınıf MEB Türkçe Gündüzünü Kaybeden Kuş Metni Cevapları . 8.Sınıf MEB Türkçe Kitabı Doğa ve Evren Teması Gündüzünü Kaybeden Kuş Metni Yanıtları. 8. Sınıf Türkçe MEB Ders Kitabı Cevapları sayfa 234 236 237 238 239 240 241

8.Sınıf Türkçe MEB Yayınları Ders Kitabı Temaları

  1. TEMA ERDEMLER
  2. TEMA MİLLÎ MÜCADELE VE ATATÜRK
  3. TEMA BİLİM ve TEKNOLOJİ
  4. TEMA BİREY VE TOPLUM
  5. TEMA ZAMAN VE MEKÂN
  6. TEMA MİLLÎ KÜLTÜRÜMÜZ
  7. TEMA DOĞA ve EVREN
  8. TEMA VATANDAŞLIK

GÜNDÜZÜNÜ KAYBEDEN KUŞ METNİ

Martılardan söz etmiyorum. Onları sayısız çığrış ve çırpınışlarıyla kıyılarda görür, durur ve görmesini de severiz. Ama o bildiğimiz martılardan çok daha büyük ve kanatları çok daha uzun bir açık deniz martısı vardır. Onlara Güney Akdeniz’de “miho” derler. İşte onlardan söz etmek istiyorum.
Sanki kuş değildir de kanatlanmış bir köpük parçası -ne bileyim- bir ıssızlık parçasıdır. Denizin o hırlayan uçurumları, tepetakla dönmüş Niagara (Niyagara) Şelaleleri gibi havaya yükselirken onlara gün doğdu demektir. İşte o zaman fırtınayı da kara bulutları da ta aşağılarda bırakırlar. İnsanın
hayalini bile korkutan, çıldırtacak yüksekliklere çıkarlar. Göklerin koynunda küçücük mavi bir nokta olurlar. O nokta, çıkar çıkar da maviliklerde erir. Ve acayip kuş, maviler sahrasında, sükût ve sükûnet
içinde yapayalnız kalır. Fırtınasız, açık havada başka bir âlemden geliyormuş gibi, ara sıra uzak bir çağırış duyulur gibi olur. İnsan, “Acaba gök mavileri mi dile geldi?” diye dört yana bakınır durur. Oysa öten, denizin kartalıdır. Bu fırtınalar imparatorunun hızı kasırgayı aşar. Rakibi ancak şimşektir. Denizin ve sonsuzlukların bu kayıtsız seyircisi, karaların kartalı ve akbabası gibi yırtıcı gagalı ve pençeli değildir. Enginin bu kuşu en yükseklerde uçan bir ak bulutun hayatını yaşar.

Hacı Süleyman şafaktan beri elde çifte, önde köpek, kıyı kıyı taban tepiyordu. Tan yeri uyanırken keklikler derelerden, yamaçlardan cak cacak cak, cak cacak cak ederek yeni doğan günü bütün kuşlar, böcekler, çalılar, dağlar, taşlar ve denizlerle selamlıyorlardı. Ne bir kuş, ne de bir böcek olmayan Goethe’nin (Göthe) bile ölürken ve kapkara ebediyete göçerken son çağırışı “Işık! Işık! Işık!” değil miydi? Çiçek, balık, kuş, insan… Hepsinin aradığı ışık işte ağarmaktaydı. Keklikler, hamam böceği, solucan, akrep, tespih böceği değillerdi ki karanlıkları arasınlar. Onlar güneşle ve güneşten
yaşıyorlardı. Zavallılar o ışığı sesleriyle, şarkılarıyla içlerinin ışığından gelme ışıklarıyla esenliyorlardı. Günün ışığı keklik için güvenlik demekti. Hem kendisi hem de palazları için karanlıklardan gelen korkuların sonu idi bu. Artık çalılıkların en kuytu ve esrarlı boşlukları bile aydınlanıyordu. Bütün ana keklikler yuvalarının kenarına oturmuşlar, “Merhaba!” diyerek gevezelik ediyor ve “Bir karanlık gece daha atlattık.” diye birbirlerini kutluyorlardı.
Hacı Süleyman yürüye yürüye dik bir kayalığın dibine vardı. Her yan keklik ötüşü kesilmişti.
Gelgelelim binlerce kekliğin bir taneciği bile meydanda yoktu. Hacı Süleyman köpeğine kızdı, “Senin burnun mu yok ne?” … Köpek kuyruğunu ardına kıstı ve beş on adım öteye kaçtı. Hacı Süleyman’ın gözlerini kan bürümüştü. Bu keklik bolluğundan üç dört çift olsun vuramasın ha?.. Tam o sırada önünde yürüyen köpek yarı havlayış yarı uluyuştan ibaret bir ses çıkardı. Aynı zamanda da Hacı Süleyman, başının üzerinde, yükseklerde bir kanat hışırtısı duydu.

Yüksek bir kayanın tepesinde yumurtlayan bir miho kanada kalkmıştı. Hacı Süleyman birdenbire çiftesini havaya dikti ve çiftenin iki gözünü birden ateşledi. Miho kanatlarını topladı, avına saldıran bir şahin gibi aşağıya doğru düştü. Havaya, yolunan bir sürü tüy uçtu. Kuş sendeledi, denklemini buldu ve bir fişek gibi dosdoğru yükseklere fırladı. Ardı sıra bıraktığı tüyler döne döne yere indi.
Yandan gelen saçmaların biri, kuşun bir gözünden öteki gözüne geçerek ikisini birden kör etmişti. Kuş artık korkunç ve garip bir karanlıkta uçuyordu. Hiç durmadan dinlenmeden beş saat uçtu.
Doğdu doğalı tanıdığı göğü karanlıklarda aradı. Ama göğü bulamıyordu. Biliyordu.

Yuvası göğün bir kenarında, bir kayanın üzerindeydi. Yavruları yiyeceksizlikten ne hâldeydiler acaba? Annelerinin mavilerde çınlayan sesini araya araya göklere baka mı kalacaklardı? Kuş olanca kuvvetini yeni baştan kanatlarına verdi. Her hâlde bu karanlıkları aşacak ve karanlıklardan ötelere yayılan mavilere ulaşıp dalacaktı.
Böylelikle dört beş saat daha uçtu. Artık gece olmuştu. Miho hâlâ gündüzü arıyor ama bulamıyordu. Kanatları ağırlaşıyordu. Kanatlarıyla aydınlığa varamayacağını anladı. (…) Ama artık bitkindi. Gecenin karanlığında sesi sendeliyordu. Sesi dindikçe de kanatları sarkıyordu. Engin üzerliklerin
bu tenha uçucusu, karaya ancak yavrularıyla bağlıydı. Yavrularının yuvasını, bağrından yolduğu tüylerle döşemişti. Son bir kez, karanlıkta iki ayaklı birer pamuk yumağına benzeyen sarı gagalı yavrularını çağırdı. Sesi kısıldı. Gırtlağından acayip gürültüler çıkararak ve tekerlenerek çırpına çırpına denize düştü.
Ertesi gün ıssız denizlerde bir beyaz tüy yüzüyordu ancak.

8.Sınıf Türkçe MEB Ders Kitabı Cevapları Sayfa 234-241

Doğa ve Evren Teması cevapları ve soruları, MEB Yayınları 8. sınıf Türkçe ders kitabı cevapları

GÜNDÜZÜNÜ KAYBEDEN KUŞ METNİ CEVAPLARI

8.Sınıf MEB Türkçe Gündüzünü Kaybeden Kuş Metni Cevapları

8.Sınıf MEB Türkçe Ders Kitabı Cevapları Sayfa 234

HAZIRLIK ÇALIŞMALARI

1. Hayvanların doğal ortamından uzaklaştırılarak bir kafesin içinde yaşamlarını sürdürmeleri konusunda ne düşünüyorsunuz?

(örnek) Hayvanların doğal ortamlarından uzaklaştırılıp kafes içinde yaşamlarını sürdürmeleri çok yanlıştır. Hayvanlar da aynı insanlar gibi özgür olmaları gerekir. Onları kafeslere kapatmak insani bir davranış değildir.

2. İnsanların keyif için avlanmasını doğru buluyor musunuz? Niçin?

Böyle bir şeyi asla doğru bulmuyorum. Çünkü keyif için olan avlanmalar hayvanlara zarar veriyor. Mecbur kalınmadığı sürece hayvanları avlamamalıyız.

8.Sınıf MEB Türkçe Ders Kitabı Cevapları Sayfa 236

1.ETKİNLİK

Anlamı verilen sözcük ve sözcük gruplarını bulunuz. Boşluklara uygun harfleri yerleştiriniz.

  • HIRLAMAK: Hırıltıyla ses çıkarmak.
  • TEPETAKLA: Başı aşağı gelecek biçimde
  • SAHRA: Çöl.
  • ENGİN: Ucu bucağı görünmeyecek kadar geniş, çok geniş.
  • ŞAFAK: Güneş doğmadan az önce beliren aydınlık.
  • ÇİFTE: İki namlulu av tüfeği.
  • TAN YERİ: Güneşin doğmak üzere olduğu sırada, ufukta hafifçe aydınlanan yer.
  • ESENLEMEK: Birine esenlik dileyerek ayrılmak, veda etmek.
  • PALAZ: Kaz, ördek, güvercin vb. bazı kuş yavrularının civcivlikten sonraki durumu.
  • ÜZERLİK: Sedef otugillerden, yaprakları almaşık, çiçekleri beyaz renkte, susama benzeyen tohumları sarı olan, halk hekimliğinde tedavi amaçlı, tütsü olarak kullanılan bir bitki.

2. ETKİNLİK

“Gündüzünü Kaybeden Kuş” metninden hareketle aşağıdaki soruları yanıtlayınız.

1. Yazar metinde hangi tür martılardan söz ediyor? Sözü edilen martıyı hiç duydunuz mu?

Cevap: Bilinen martılardan çok daha büyük ve kanatları çok daha uzun, Güney akdeniz’de “miho” adı verilen açık deniz martılarından bahsediyor.

2. Metinde Miho’nun hangi özelliklerinden söz edilmiştir? Açıklayınız.

Cevap: Çok yükseklere çıkabilmeleri ve çok hızlı uçabilmelerinden söz edilmiştir.

8.Sınıf MEB Türkçe Ders Kitabı Cevapları Sayfa 237

3. Hacı Süleyman’ın keklik avlamak istemesi ve avlayacak keklik bulamayınca öfkelenmesi hakkında ne düşünüyorsunuz? Neden?

Cevap:(örnek)Bence Hacı Süleyman, savunmasız hayvanları avlamak için elindeki silaha güvenecek kadar aciz ve zavallı bir insandır. Zevk için avlanmak insanlık dışı bir davranıştır.

4. Hacı Süleyman niçin kuşları avlamak istiyor olabilir?

Cevap: Kendini hayvanlardan üstün görmektedir. Kibirli davranmaktadır. Kendi egosunu tatmin etmek istemektedir. Bu nedenle kuşları avlamak istemektedir.

5. “Miho hâlâ gündüzü arıyor ama bulamıyordu.” ifadesiyle yazarın anlatmak istediği ne olabilir?

Cevap: Yazar Miho’nun körlüğünün geçeceğine dair umudu olduğunu fakat bu umudun gerçekleşmediğini anlatmaktadır.

6. Okuduğunuz metinden çıkardığınız sonuç nedir?

Cevap: Hayvanlar da insanlar gibi birer canlıdır ve yaşamaya hakları vardır. Zevk için avlanmak insanlığa sığmayan kötü bir davranıştır.

3. ETKİNLİK

“Gündüzünü Kaybeden Kuş” metnini özetleyiniz.

GÜNDÜZÜNÜ KAYBEDEN KUŞ METNİ ÖZETİ

Hacı Süleyman adlı bir avı keklik avına çıkmıştır. Uzun süre geçmesine rağmen keklik avlayamamış ve bu duruma sinirlenmiştir. O sırada bir martı türü olan miho yuvasından kanatlanır. Hacı Süleyman kuşa doğru ateş eder. Saçmalardan biri kuşun iki gözünü de kör eder. Miho birden karanlığa bürünmüştür. Bu karanlığı aşıp yine maviliklere ulaşacağını umut ederek yükseklere uçar. Yavrularını bulmak için öter. Uzun süre körlükten kurtulmak için ve yavrularını bulabilmek için var gücüyle uçar ve öter. Sonunda yorgun düşer ve ölür.

8.Sınıf MEB Türkçe Ders Kitabı Cevapları Sayfa 238

4. ETKİNLİK

“Gündüzünü Kaybeden Kuş” metninden alınan cümlelere, uygun söz sanatlarını örnekteki gibi yazınız.

benzetme – karşıtlık – kişileştirme – konuşturma – abartma

Denizin o hırlayan uçurumları, tepetakla dönmüş Niagara şelaleleri gibi havaya yükselirken onlara gün doğdu demektir.

Benzetme

Fırtınasız, açık havada başka bir âlemden geliyormuş gibi, ara sıra uzak bir çağırış
duyulur gibi olur.

Cevap: Benzetme

Artık gece olmuştu, Miho hâlâ gündüzü arıyordu.

Cevap: Karşıtlık

Tanyeri uyanırken keklikler derelerden, yamaçlardan yeni doğan günü bütün kuşlar,
böcekler, taşlar ve denizlerle selamlıyorlardı.

Cevap: Kişileştirme

Bütün ana keklikler, “Merhaba!” diyerek gevezelik ediyor ve “Bir karanlık gece daha
atlattık.” diye birbirlerini kutluyorlardı.

Cevap: Konuşturma

8.Sınıf MEB Türkçe Ders Kitabı Cevapları Sayfa 239

5. ETKİNLİK

Aşağıdaki hikâyeleri konu ve kahramanlar bakımından karşılaştırınız.

GÜNDÜZÜNÜ KAYBEDEN KUŞHacı Süleyman yürüye yürüye dik bir
kayalığın dibine vardı. Her yan keklik ötüşü
kesilmişti. Gelgelelim binlerce kekliğin bir taneciği bile meydanda yoktu. Hacı Süleyman
köpeğine kızdı, “Senin burnun mu yok ne?”
Köpek kuyruğunu ardına kıstı ve beş on adım
öteye kaçtı. Hacı Süleyman’ın gözlerini kan
bürümüştü. Bu keklik bolluğundan üç dört çift
olsun vuramasın ha? Tam o sırada önünde
yürüyen köpek yarı havlayış yarı uluyuştan
ibaret bir ses çıkardı. Aynı zamanda da Hacı
Süleyman, başının üzerinde, yükseklerde bir
kanat hışırtısı duydu.Yüksek bir kayanın tepesinde yumurtlayan bir miho kanada kalkmıştı. Hacı Süleyman
birdenbire çiftesini havaya dikti ve çiftenin iki
gözünü birden ateşledi. Miho kanatlarını topladı, avına saldıran bir şahin gibi aşağıya doğru düştü. Havaya, yolunan bir sürü tüy uçtu.
Kuş sendeledi, denklemini buldu. Ve bir fişek
gibi dosdoğru yükseklere fırladı. Ardı sıra bıraktığı tüyler döne döne yere indi. Yandan gelen saçmaların biri, kuşun bir gözünden öteki
gözüne geçerek ikisini birden kör etmişti. Kuş
artık korkunç ve garip bir karanlıkta uçuyordu.
Halikarnas BALIKÇISI
SON KUŞLARHavada ve denizdeki tirşe maviliğin üstünde birtakım esmer damlacıklar görünürdü. Sağa sola oynarlar, sonra bir istikamet
tutturur, bu esmer lekecikler geçip giderlerdi.
Konstantin Efendi onların çok uzaktan geçtiklerini görebilirdi. Gözlerini kısardı. Esmer lekelerin Adalar istikametinde gittiklerini görür,
etrafına bakar, bir tanıdık görecek olursa gözünü kırpar, gökyüzüne bir işaret çakar:



— Bizim pilavlıklar geldi, derdi.
Kuşlar pek yakından geçmişse seslerini
taklit ederek kalın dudaklarıyla dişlerinin arasından onlara seslenirdi. Kuşların çoğunca aldandıklarına, bu sesi duyarak dost sesi sanıp
vapur etrafında bir dönüp uzaklaştıklarına şahit olmuşumdur. Havalar sertleşir, poyrazlar,
lodoslar birbirini kovalar, günün birinde teşrinlerin sonlarına doğru, ılık, hiç rüzgârsız parça
parça oynamayan bulutlu, tatlı, sümbülî günlerde, o, en çığırtkan kafes kuşunu nereden
bulursa bulur, mahalle çocuklarını çağırtır; bin
tanesi iki yüz elli gram et vermeyen sakaları,
isketeleri, floryaları, aralarına karışmış serçeleri gökyüzünden birer birer toplardı.


Sait Faik ABASIYANIK

CEVAP

Konu: Zevk için avlanmaKahraman: Hacı SüleymanKonu: Zevk için avlanmaKahraman: Konstantin Efendi

8.Sınıf MEB Türkçe Ders Kitabı Cevapları Sayfa 240

6.ETKİNLİK

Aşağıdaki paragraftan yola çıkarak nesli tükenen hayvanların korunması için yapılması gerekenleri ve nesillerinin tükenme nedenlerini arkadaşlarınızla tartışınız.

“Son yıllarda birçok hayvan türünün yok olduğunu ya da nesillerinin tükenmek üzere olduğunu biliyoruz. Uluslararası Doğayı Koruma Birliği (IUCN) Hayvan Türlerini Koruma Komisyonu, hazırladığı raporda, şu an dünya üzerindeki türlerin %25’inin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu, 26 memeli türünün 24’ünün yok olma sınırında olduğunu ve geçtiğimiz 100 yıl içerisinde 1000 kadar türün neslinin tükendiğini belirtiyor. Bu konuyla ilgili yapılan araştırmalarda, bir yabani hayvan türünün toplam sayısı 1000’e bile ulaşamıyorsa bu hayvan türünün özel olarak korunması gerektiği vurgulanıyor.”

Dr. Mehmet Borga TIRPAN

CEVAP

Sevgili arkadaşlar,

Şu anda nesli tükenmekte olan bir çok hayvan var ve bunun en büyük nedeni bizleriz. Bu nedenle artık nesli tükenmekte olan hayvanlara verdiğimiz zararı iyi öğrenmeli ve bu davranışlardan uzak durmalıyız.

Bazı hayvanların neslinin tükenme nedeni küresel ısınma, bazılarının yaşam alanlarının ellerinden alınması bazıları da keyfi yapılan avlanmalardır. Şu anda gereksiz ağaç kesilmesi ormanlara zarar veriyor ve hayvanlar yaşama alanı bulamıyor. Sebepsiz yapılan avlanmalar bir çok hayvanın neslinin tükenmesine ve doğal zincirin bozulmasına neden oluyor. Kuraklık nedeniyle kutuplardaki buzullar eriyerek kutup sıcaklığının düşmesine ve orada yaşayan hayvanların yaşam şartlarının bozulmasına neden oluyor. Bu nedenle gereksiz ağaç kesimine engel olmalıyız. Su tüketimini azaltmalı, gereksiz avlanmalardan kaçınmalıyız.

Evet arkadaşlar artık nesli tükenen hayvanlara karşı ne yapmamız gerektiğini öğrendik ve hepimiz üzerimize düşen görevi yerine getirmeliyiz. Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.

7. ETKİNLİK

Aşağıdaki cümlelerde yapılan anlatım bozukluklarını bulunuz. Doğrularını verilen boşluğa örnekteki gibi yazınız.

CEVAP

1. Kardeşime hiç kızmıyorum; çünkü çok seviyorum.
Kardeşime hiç kızmıyorum; çünkü onu çok seviyorum.

2. Anneni tanıyoruz ve sonsuz güveniyoruz.
Anneni tanıyoruz ve ona sonsuz güveniyoruz.

3. Bugün yemekte ben pide, o ise çorba içti.
Bugün yemekte ben pide yedim, o ise çorba içti.

4. Müzik dersini çok az, resim dersini ise hiç sevmem.
Müzik dersini çok az severim, resim dersini ise hiç sevmem.

5. Herkes bu duruma çok üzülmüştü, yüzü gülmüyordu.
Herkes bu duruma çok üzülmüştü, kimsenin yüzü gülmüyordu.

6. Fırında pişen yemeğe kaşar koyup kapattım.
Fırında pişen yemeğe kaşar koyup fırını kapattım.

7. Çocuklarımızı sevmeli, yüreklendirmeli, destek olmalıyız.
Çocuklarımızı sevmeli, yüreklendirmeli, onlara destek olmalıyız.

8. Dün geceki konser seyircilerin beğenisini kazanmış, eski yıllara götürmüştü.
Dün geceki konser seyircilerin beğenisini kazanmış, onları eski yıllara götürmüştü.

8.Sınıf MEB Türkçe Ders Kitabı Cevapları Sayfa 241

8. ETKİNLİK

Derse hazırlık bölümünde küresel ısınma ile ilgili yaptığınız araştırmaların sonuçlarını verilen grafik ile destekleyerek bilgilendirici bir metin yazınız. Yararlandığınız kaynağı metnin sonuna ekleyiniz.

Yerküreyi çepeçevre saran atmosferde bulunan CO2, CH4, N2O, CFC, O3, ve CO gibi gazlar sera etkisi yaparak yeryüzünün bugünkü sıcaklık derecelerinde kalmasını sağlamaktadır. Atmosferin yeryüzünden itibaren ortalama 11 km yukarısına kadarki troposfer katmanında bulunan sera gazlarının atmosferde giderek artması, küresel ısınma dediğimiz, tüm canlıların yaşamını tehdit eden boyutlara ulaşan olaylar zincirinin oluşmasına neden olmaktadır. Bilhassa fosil yakıtların aşırı kullanımı, hızlı nüfus artışı, yaşam standardının yükseltilmesi gibi insan aktiviteleri küresel ısınmanın etkilerini artıran olaylardır. Küresel ısınma olgusu sonucu gözlenen doğal felaketler, insan yaşamı başta olmak üzere bitki ve hayvanların yaşam koşullarını güçleştirmektedir. Dünya iklim sistemindeki bu ani, aşırı ve sert değişimlerin 30-40 yıl sonra tarım yapacak toprak, yaşanacak yeryüzü bırakmayacağı tahmin edilmektedir. Bu çalışmada, küresel ısınma, tarihçesi, küresel ısınmaya neden olan gazlar, küresel ısınmanın neden olduğu sorunlar, canlı yaşama ve ülkemize etkileri, küresel ısınmaya karşı yapılan çalışmalar ve öneriler kısa olarak tartışılmıştır.

KAYNAK: http://dtcfdergisi.ankara.edu.tr/index.php/dtcf/article/view/1450

GELECEK DERS HAZIRLIK

Yaşadığınız şehrin hava kirliliği oranı ile ilgili araştırma yapınız. Araştırma yaparken “www.havaizleme.gov.tr” adresinden yararlanabilirsiniz.

Yaşadığınız şehre göre bu araştırmayı siz yapabilirsiniz.

8.SINIF MEB TÜRKÇE TÜM TEMALAR

8.SINIF MEB TÜRKÇE DERS KİTABI PDF

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

MBA - Model Bilimler Akademisi. Tüm hakları saklıdır. Link verilerek paylaşım yapılabilir.